8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ , KADINLAR İÇİN ÖNEMLİ GÜNLER

By Ceyda - Mart 08, 2018






Bu gün 8 mart Perşembe,  dünya kadınlar günü.  Bu günü bir kadın olarak biraz anlatmak istiyorum. Dünya kadınlar günü veya dünya emekçi kadınlar günü olarak bilinen 8 mart tüm dünyada kutlanan uluslar arası bir gündür.  Kadınların geçmişten günümüze çektiği sıkıntılar, toplumda hep geri planda olması veya erkek işçilerin tam bir yevmiye,  kadınların ise yarım yevmiye aldığı günlerin üzerinden ne kadar yıllar geçse de aslında bazı şeylerin havada kaldığını apaçık görüyoruz.  Ne bir siyasal ne de bir sosyal hakka sahip olan kadın, erkeklerle aynı işleri hatta daha fazlasını yapıp erkekten hep bir adım geride durmalıydı. Bir avuç kadının direnişi sonrasında oy hakkı kazanmaları bile filmlere konu olmuştur.
      Orta Asya Türk tarihinde kadınların belli bir yeri vardı. Temel hakları vardı. Eşleri yerine bakar, elçi kabul ederlerdi.  Eşleri miras bırakırdı. Nasıl olduysa Osmanlı devletinde kadın geri planda kalmış, birçok hakkı da ortadan kalkmıştı. 
      Mustafa Kemal Atatürk kadınları toplumda ait olduğu yere getirmiş, eğitimden sanata, edebiyattan, bilime toplumun her alanına yerleştirmeyi başarmıştır. Siyasal ve toplumsal haklarımızı vermiş, Toplumda saygın kişilikler haline getirmiştir. Şuanda oturmuş burada özgürce dilediğim yazıları yazabiliyorsam bunun borçlusu olduğum tek  kişidir. Alışılmış kalıplara takılmak yerine birkaç sözünü bile okusak aslında ne demek istediğini neler yaptığını tüm çıplaklığı ile görebiliriz. 

      Aradan uzun zamanlar geçmiş değil, Doğusu ve Batısıyla kadınlarımızın çektiği zorluklar gerek kitaplara, gerekse filmlere yıllarca konu oldu. Ana düşünceyi çoğu zaman kadın belirledi. Toplumun yapı taşı olan kadınlar tam anlamıyla hiçbir zaman hak ettikleri önemi vermediler.  Bir kadının davranışından tüm kadınlar sorumlu tutuldu.  Tarlada işçi, evde aşçı,  çocuk bakıcısı, ahırdaki hayvanlara bakıcı, evin işlerini çekip çevirici… kadın neler olmadı ki. Yine zamanın bir kesitinin tamamen böyle geçtiği dönemlerde bunlar çok sıradan işler ve kadın işleri olarak nitelendi.
         Cumhuriyetin ilk yıllarında kadın toplumda kendine bir yer bulmaya başladı. Bunun iyi bir şey olduğunu eşitlik, adalet kanatları altında huzur bulduğunu gördük. Bir taraftan ise  kadın cinayetleri baş göstermeye başladı. Öyle ki kıskançlık, kadının kendi yanında veya ondan üstün oluşunu erkekler hazmedemedi.  Toplumda saygın bir kişiliği olan kadınlar bu sefer erkeklere dokundu. 

       Onları var eden ve mutlu eden kadınları öldürmeyi çare olarak gördüler. Suçlamak kötü bir duygu insanı atıl bırakır. Burada kimseyi suçlamak için günümüzü yazmıyoruz, ama bir anneden doğup, bir eşiniz bir kızınız olduğunu unutmayalım. Toplum olarak ders alamamış onca kitleye rağmen bu günümüzün önemini içimde derin duygular ile yaşıyor, erkek okuyucularıma bir anneden doğup bir kadının huzur kokan avuçlarından öptükleri bilincini her an taşımalarını diliyorum. 
       Bahsi geçen durumlara uzak olanlarda var. Kadını yücelten ve varlığı ile mutlu olan erkekler.  Kadınlar bizim ardımızda değil yanımızda olurlarsa bir toplum olarak gelişir, kalkınır, refaha ulaşırız. Bu ancak bu şekilde mümkün olur. Lütfen kadınlarımıza saygı ve sevgimizi eksik etmeyelim.
                                                                                              CEYDA GÜNAY



  • Share:

You Might Also Like

0 yorum