ARALIK KASVETİ - 2

By Ceyda - Mart 16, 2018


 Bu gün annesinin öldüğü gündü.21 Aralık gecesi, ciğerlerini söken öksürüklerini, rengi kaçmış, tahtalarının arasından farelerin çıktığı, güneş görmeyen hep geceyi andıran koridorun sonunda kulaklarını tıkayarak hıçkırarak ağlıyordu.  Annesinin hırıltılı bir sesle sanki öksürüğün ona birkaç saniye müsaade ettiği bir anda Kemal dediğini ve bunu katlanılmaz derece sanki son nefesini veriyormuşçasına çıkan sesiyle seslendiğini duyar gibi oldu. Yanına koştu. Annesinin solmuş yüzünü avucunun içine alarak sanki ona iyileştirici bir güç vermek istiyordu. Yastığa yayılmış saçlarının terden yapışmış olduğu gördü. Griye çalan önündeki beyazlar onu melek edasıyla süslüyordu. Saçları besinsizlikten kurumaya yüz tutmuştu. Kemal’in yüzüne değen avuçlarına dokundu. Kemal annesinin ellerinin ne kadar da güçsüzleştiğini dokunuşundaki hafiflikten anladı. Susuyordu. Annesi yine öksürürse ağlamayacağına dair içinde kendine sanki gezmeye gidersek şeker istemek yok diye tembihlenen çocuklar gibi tembihliyordu. 9 yaşında kendine neler söylüyordu. Hiçbir zaman çocuk olduğu hissetmedi. En basitinden bir oyuncağı bile olmadı. Annesi nefes alırken sanki o nefesi veremeyecek gibi konuşmaya başladı. Annesinin yüzüne bakamıyor. Eskimiş halının kirden boza çalmış halı saçaklarına bakıyordu. Oğlum sen iyi bir insansın bir gün yalnız kalırsan da bu hiç değişmeyecek … diyerek sözcükler boğazına kaçmışçasına cümleyi tamamlayamadan öksürmeye başladı. Basık tavan ve loş odada yoğun bir nem ve küf kokuyordu. Tavandan damlayan yağmur taneleri duvardan oradan da kurulu tenekeleri arasından içindeki kovanın gözüktüğü sobanın döşeği altına geliyordu. Kahverengisi solmuş sarı muşambanın kenarları dalga dalga kararmıştı. Altı ise küflü ve karaydı. Annesinin yattığı demir karyolaya da oturamıyordu. Öncesinde 2 defa göçmüştü. Annesinin öksürüğünden parçalar geliyordu. Kanlı öksürük nöbetleri yerini ciğerlerinden kopan parçalara mı bırakmıştı. Annesinin ağzından çıkan son sözleri hatırlayıp,  sitem dolu bir ağız dolusu sözcük ve küfür savurdu havaya. Küfretmeyi sevmezdi ama son bir yıldır söylerken düşündüğü anlamı olmayan küfürlerin, ağzından çıkışını takip edemeden ahşap zeminli evlere doğru savuruyordu. Babası çok asabi bir adamdı. Sinirlerine hakim olamadığı zamanlarda ettiği küfürler Kemal’i çok öfkelendirir, bağırmasına eklenen küfürler canını acıtır, Yorganın altında içini çeke çeke ağlardı. Bir gece gelip babasını götürmüşler bir daha da görmedi. 

  • Share:

You Might Also Like

0 yorum